Söyleşi

Serdal Altun: “Uçurtma ekibi iki kişiydi ve ben kahvemi hüpletirken ‘Motor’ diyemedim”

Serdal Altun’un yazıp yine kendisinin kısıtlı imkânlarla yönettiği, içten ve samimi bir kısa film ‘Uçurtma’… Ele aldığı konusuyla, kullanılan renk ve atmosferiyle, oyuncuların doğallığıyla seyirciye bu toprakları hissettiren film; sınırda yaşayan çocukların, sınırın diğer tarafındaki savaşa ve ölümlere son vermek için, gökyüzüne uçurtma uçurarak, savaş uçaklarını durdurmaya çalışmalarını konu alıyor… Film bunu yaparken; herhangi bir ülke bayrağı, herhangi bir ülke ismi, herhangi bir ‘taraf’ veya herhangi bir siyasi mesaj geçirme kaygısına düşmüyor. Sadece ve sadece yalın bir şekilde ‘savaş’ olgusuna çocukların naif dünyasından bakıyor…

Ulusal, uluslararası çeşitli yarışma ve festivallerde gösterim alan film, yine birçok yerden çeşitli ödüllerle döndü. Ayrıca geçtiğimiz bir buçuk yıl içerisinde düzenlenen, birçok festival ve yarışmanın, en çok konuşulan filmleri arasındaki yerini hep korudu… Festival ve yarışma süreci nihayet sona eren ‘Uçurtma’, herkesin izleyebilmesi için İnternet üzerinden yayına açıldı… Ben de filmin yönetmeni Serdal Altun ile bu vesileyle bir söyleşi gerçekleştirdim ve söyleşimiz iki sinemacının samimi sohbeti havasında oldu. Yanılmıyorsam Altun’un tüm bu süreçteki ilk söyleşisi ve ilk söyleşinin Kaknüsler’e denk gelmesi ayrı bir keyif. ‘Uçurtma’yı ise halen izlemediyseniz veya tekrar izlemek istiyorsanız, söyleşinin sonunda izleyebilirsiniz. İşte ‘Uçurtma’ filmi ve yönetmeni Serdal Altun ile gerçekleştirdiğim söyleşi…

Film; çocukların masum penceresinden ‘savaşı’  ve savaşı ‘durdurmaya’ çalışmalarını işliyor. Her ne kadar politik veya toplumsal meseleleri konu edinen filmleri; taraf tutmadan, evrensel bir şekilde insan odaklı bir hikâye üzerinden işlesen de, çeşitli kesimler tarafından bir taraflara çekilebiliyor. Özellikle ülke olarak gerek dışta, gerekse de içte yaşadığımız bu sıkıntılı dönemde, ‘Uçurtma’ filmi başka yerlere çekilmeye çalışıldı mı? Vermek istediği mesaj yönünden eleştirildi mi? Eleştirildiyse buradan bu konulara açıklık getirmek ister misin?

serdalaltun
“Değişen koşullar hak etmediğim eleştiriler almama sebep oldu”

Film çekildikten sonra aslında en fazla sıkıntı yaşadığım konu bu oldu. O kadar masumca hayal ettiğim bir hikâye, türlü türlü yerlere çekilmeye çalışıldı. Sosyolojik bir travma örneği desem herhalde abartmış olmam. Sırf filmde Kürtçe diyaloglar olduğu için bazı kesimlerce eleştirilirken, çocuklar Türkçe konuşuyorlar diye de başka kesimlerce eleştirildim. Ben ‘Uçurtma’da savaşın alışılagelmiş vahşeti karşısında çocukların gözleriyle bakmaya çalıştım. Amacım herhangi bir siyasi partiyi, herhangi bir ülkeyi veya herhangi bir ideolojiyi eleştirmek değildi. Bunu yapmış olsam, film etkisini kaybedecekti. Benim meselem savaştı. En yakınımdaki yere doğrultmam gerekiyordu kameramı ve bu da Suriye oldu. Ama maalesef değişen koşullar, hak etmediğim çeşitli eleştiriler almama sebep oldu.

Film, derdini çocukların penceresinden anlatmasıyla bana Mecidi’nin ‘çocuk’ gözünden dünyaya baktığı filmleri ya da yine İran sineması vasıtasıyla izlediğimiz çeşitli filmlerdeki tat ve hazzı verdi. İran sinemasını nasıl değerlendiriyorsun? Oldukça beslenip ilham aldığın bir sinema mıdır? Bu soruyla beraber ilham aldığın kimler var, bunları da soralım…

İran sineması gerek atmosfer gerekse de yaşantı bakımından bize yakın bulduğum bir sinema. Dolayısıyla izlerken ister istemez etkileniyorsunuz. Şunu açıkça söylemek istiyorum; çocuk sineması yapmak, özellikle tercih ettiğim bir şey değil. Tamamen korkaklığımdan dolayı böyle filmler çekiyorum. Çünkü bilmediğim topraklarda gezecek kadar cesur değilim. Evet bilmediğim topraklar! Yanlış anlaşılmasın, coğrafi bir ayrımdan bahsetmiyorum. İnsan yaşantısı bana göre büyükçe bir dünyadan ibarettir ve ruh belli zaman aralıklarıyla o dünyanın içerisinde değişik yerler edinir kendisine. Ben hâlâ büyümedim ve büyüklüğün atmosferi nasıl bilmiyorum. Onun için çocukluğumda arıyorum ne arıyorsam. Her taraf tanıdık, her taraf ben… Zaman geçtikçe yeni yeni yerler keşfedersem, başka hikâyeler de anlatmak istiyorum. Büyüklerin hikâyelerinden korkuyorum, büyüklerden ödüm patlıyor…

Etkilendiğim yönetmenlere gelince; Mecid Mecidi, Abbas Kiyarüstemi, Asgar Ferhadi, Behmen Kubadi gibi isimler sinema anlayışımda kilometre taşları diyebilirim.

Çocuk oyuncuların profesyonel olmaması haliyle yaşları gereği  olağan bir durum ancak yetişkin oyuncular da profesyonel oyunculardan oluşmuyor anladığım kadarıyla. Eş, dost, akraba çevrenden oluşuyor sanırım. Bu, özellikle tercih ettiğin bir şey mi gerçekliği ve doğallığı yakalamak adına yoksa profesyonel oyuncuların ‘kısa metraj’ önyargısı olabileceğini veya kaprisli olabileceklerini mi düşündün?

Amatör oyuncularla çalışırken kendimi daha özgür hissediyorum; adeta elimde şekillenmeye hazır bir kil gibiler, o doğallık, hayattan kopmuş gerçek karakterler vesaire gibi şeyler söylemek isterdim ama yalan söylemiş olurum. Çünkü ilk kısa filminizde değil profesyonel oyuncu bulmak, oynatmak; filmi çekecek kamerayı zor buluyorsunuz. Ama profesyonel oyuncu gerekiyor muydu? Bence gerekmiyordu çünkü filmde uzun uzun tiradlar yok. Bir anne ve babanın konuşabileceği sıradan cümleler için filmin doğallığını bozup; yarın başka bir filmde sosyete rolü oynayacak veya oynamış bir kadını getirip böyle bir rol vererek, filmi hayattan kopartamazdım. Keza baba için de öyle… Çocuklara gelince; onlar muhteşemler, her an iyi veya kötü sürprizler yapabiliyorlar. Sıkıntılı bir kalbiniz yoksa onlarla çalışmak, yönetmenliği iliklerinize kadar hissetiriyor.

Artıları ve eksileri nelerdi profesyonel anlamda deneyim sahibi olmayan yakın çevrenden oyuncularla çalışmanın?

Yakın çevreden oyuncularla çalışmak; oyunculuk ücreti, otel, yol parası gibi maliyetlerden kurtarıyor. ‘Bu kısa filmci için hayati önem taşıyor’ ve tabii ki en önemli artılarından bir tanesi; her an ulaşabileceğiniz yakınlıkta olmaları, rollerine hazırlanmaları için onlarla daha fazla zaman geçirebiliyor ve onları tanıdığınız için sınırlarının ne olduğunu biliyorsunuz. Replikleri kolayca onlara uyarlayabiliyorsunuz. Eksilerine gelecek olursak; her an küsüp darılabiliyorlar veya set disiplininden samimiyetinizden dolayı kopup, saç baş yoldurabiliyorlar. Tabi ben onları çok seviyorum. Onlar muhteşemler, onlar en iyi oyunculara bile taş çıkartırlar. (Olur da denk gelir okurlar, malum başka filmler için ihtiyacım var. Arayı bozmamakta fayda var (Gülüyor).)

Uçurtma Filminden

“Ülkemizdeki festivaller gerçekten içler acısı. Bazen kendinizi yemeğin yanında yeşillik olarak görüyorsunuz…”

Bu kadar çocuk oyuncuyu gerek dikkatlerini verebilme, gerek rolün üstesinden gelme, gerekse de mizansen, disiplin ve devamlılık olarak idare etmek seni ve ekibi zorladı mı? Yoksa oldukça rahat mıydı onlarla çalışmak?

Anlatılmaz yaşanır derler ya aynen öyle bir şey. Zorlanacak bir ekibimin olmaması ayrı bir mesele tabi… ‘Uçurtma’ film ekibi iki kişiden oluşuyordu ve ben yönetmen koltuğuna oturup, kahvemi hüpletirken; ‘Motor’ diyemedim. Çünkü bendeniz yönetmenlik vazifesi ile beraber kameramanlık, çevredekileri susturup uzaklaştırmak için güvenlik sorumlusu vesaire gibi işleri yaparken; kendi küçük gönlü büyük kameramın önünde, kıçıma dikenler batarken, küçücük ekranda görüntülere bakmaya çalışıyordum. Evet bu şartlar altında çocuklarla çalışmak gerçekten çok zor; altına işeyen, çamura batan, susayan, acıkan… Ama her şeye rağmen bazen yerlere yatarcasına gülüyor ve çekimden eve dönerken minibüste hep beraber şarkılar söyleyebiliyorsunuz. Güzel şey çocuklarla çalışmak…

Ekipman olarak neler kullandın?

Ekipman yelpazesi oldukça kısıtlıydı. BMPCC Kamera, ZOOMH1 Kayıt Cihazı, RODE RYCOTE Mikrofon ve 14 mm bir objektif ile çekildi tüm film. “Eğer hikayenize gerçekten inanıyorsanız, telefon kamerasıyla bile çekebilirsiniz” lafına ayrıca hastayım. Olmuyor kardeşim, öyle kolay olmuyor…

Film ne kadara mal oldu ve bu maliyeti nasıl karşıladın?

Filmin bütçesi komik gelebilir ama 750 TL. Yardımcı yönetmenim sürekli bütçeyi biraz fazla göster, ciddiye alsınlar diyor ama gerçek bu. Tabi belediyenin desteğinden dolayı bu kadar az bir masraf gitti.

Kültür Bakanlığı desteği hakkında ne düşünüyorsun? Sence doğru adreslere, doğru destekler gidiyor mu? Bu konu sıklıkla tartışılan bir mesele haline geldi sinemacılar arasında.

Tuzak bir soru! Bakanlıktan kimse okumayacak değil mi? Proje yolladım çünkü sakata gelmeyelim…

Şaka bir tarafa, ülke sinemasının gelişebilmesi için, Bakanlığın özelikle kısa film yönetmenlerine daha fazla bütçe ayırması gerekiyor. Maalesef son zamanlarda desteklendiğini gördüğümüz bazı projelerin vasatlığına tanıklık ediyor ve kafamızda soru işaretleri ile kalıyoruz. Baz alınan kriterlerin ne olduğunu bilmemekle beraber, bunların istisna ile kalıp daha iyi projelerin desteklenmesini umut ediyorum.

Kültür Bakanlığı destekleri hakkında sıkça söylentiler de duyuyoruz. Daha önce de seninle paylaşmıştım. Bakanlık desteği olan filmlerin, festival ve yarışmalarda ‘öncelikli’ olduğunu ileri sürenler oluyor. Buna katılmadığını biliyorum ama cevabın ne olur bu iddialara?

Gerçekten bunun bir kriter olduğuna inanmıyorum. İyi iş, iyi iştir. Ön seçici kurulun da bunu baz alarak seçim yaptığını düşünmüyorum. Birçok kısa film örnek olarak verilebilir.

“İşlenen sürecin mağduru oluyoruz, aylarca o paralar ödenmiyor…”

Türkiye’deki festival ve yarışma organizasyonlarını nasıl değerlendiriyorsun?

Ülkemizdeki festivaller gerçekten içler acısı. Tabi ki iyi festivaller var ama geneli maalesef çok kötü. Bazen kendinizi yemeğin yanında yeşillik olarak görüyorsunuz…

Zannediyorum ‘Uçurtma’ filminin de başına geldi bu durum ama yine de sormak istiyorum. Hemen her festival ve yarışmada; hemen hemen aynı filmleri ön elemeyi geçmiş ve yine hemen hemen aynı filmlere çeşitli dereceler geldiğini görüyoruz. Bunu ne şekilde yorumluyorsun?

Uçurtma Kısa Film
“Gül kokan hikâyeler anlatmak istiyorum…”

Kısa filmler için bir derece sistemi olması başlı başına hata. Çünkü yüzlerce kısa film var ve bunlar zor şartlarla belli paralar verilerek çekiliyor. Ama bazı filmler öne çıkıp parayı toplarken, diğer filmler çekildiğiyle kalıyor. Derece alan filmler de çok yüksek meblağlar almıyor tabi ki. Bence seçki sistemi ile her festival, aldıkları filmlere telif ödemesi gerekiyor. Uluslararası Antalya Film Festivali yaptı bu sistemi. Keza Adana da telif ödüyor ama işlenen sürecin mağduru oluyoruz, aylarca o paralar ödenmiyor.

Genç sinemacıların bir düşüncesi de; festival ve yarışmalarda kendini ispatladıktan sonra hiçbir destek olmadan bağımsız filmler yapabilmek. Sence bu mümkün mü? Şimdi senden örnek verecek olursak; ‘Uçurtma’dan elde ettiğin ödüllerin geliriyle, ortalama bir kısa metraj filmi bağımsız yapabilecek seviyeye ulaştın mı?

Şuna inanıyorum; küçük bütçelerle çok iyi işler yapılabilir. Ama nereye kadar bağımsız yapılabilir, bilemem. Gerçekten çok fazla zaman ve emek gerektiriyor ama para olmadan bir noktaya kadar ilerliyor. Evet, ben ‘Uçurtma’ filmi ile kısa filmler yapacak kadar para kazandım ama bu demek olmuyor ki her festivale katılan yönetmen para alıyor.

Para, para, para… Varlığı bir dert, yokluğu yara…

Uzun metraj projeler yapmayı düşünüyor musun, eğer uzun metraj filmler yaparsan bu dilde devam edecek misin?

Hep söylediğim bir cümle var; ben gül kokan hikâyeler anlatmak istiyorum. Kısaya sığmayacak gül kokulu bir hikâye bulursam, tabi ki de uzun metraj çekmek isterim.

Ülkemizdeki kısa metraj filmler -imkânsızlıklara rağmen- kalite ve çıta olarak neredeyse ülkemiz sinemasının çıtasıyla yarışırken -hatta belli başlı sinemacılar hariç sinemamızda çıkan diğer filmlerin genelini, kalite olarak da sollarken- kısa metraj sinema filmleri çeken yönetmenlerin tam anlamıyla sinemacı olarak değerlendirilmemesi gibi garip bir algı var ülkemizde. Yani yönetmen olarak muhatap alınabilmek için uzun metraj filminin olup olmadığına bakıyor insanlar öncelikli olarak. Buna sanatın içinde olan insanlar da dâhil maalesef. Bu dar bakış açısına senin de diyecek birkaç sözün vardır diye düşünüyorum.

Öncelikle ‘kısa filmler uzun metraja hazırlıktır’ algısı değişmesi gerekiyor. Kısa film, kendi başına bir türdür ve hatta uzun metrajdan daha zor bir türdür. Kısa film yönetmeni en az uzun metraj yönetmeni kadar yönetmendir. Birçok ünlü yönetmen, uzun metraj çektikten sonra kısa film çekmeye devam ediyor. Çünkü hikâyeler vardır; kısa ve yoğun, uzadı mı tadı kaçar. Ne yapalım, saklı mı kalsın bu hikâyeler?

Peki, sinema sana neyi ifade ediyor diye sorsam? Tutkuyu hariç tutarak biri sana ‘Neden sinema yapıyorsun?’ sorusu yöneltse cevabın ne olur?

Anlatacaklarım var; otursam yazsam okumazsın. Sıkılırsın. Çünkü dil ehlinden değilim. Elimden film çekmek geliyor anca bu şekilde. İnsanlara bir şeyler anlatabiliyorum. Bir şey söyleyeceğim ama aramızda kalsın. Bu işte iyi para var diyorlar; az da onun için. Daha pek bir şey görmedik ama hayırlısı bakalım…

Sıradaki projelerin ve ilerleyen zamanlardaki hedeflerin neler peki son olarak?

‘Uçurtma’ filmi ‘Çocuk ve Savaş’ üçlemesinin ilk filmiydi. Şu an ikinci film olan ‘Oyuncak Bebek’ için çalışıyoruz. Mayıs sonları gibi bitecek inşallah. Dediğim gibi, gül kokulu hikâyeler anlatmaya devam edeceğim. Çünkü en çok buna ihtiyacımız var. Teşekkür ediyorum bu güzel sohbet için…

Uçurtma / Kısa Film

Yapım Yılı: 2015
Tür: Kurmaca
Süre: 00:12:00
Yazan / Yöneten: Serdal Altun

Filmin Yer Aldığı Festival, Yarışma ve Organizasyonlardan Bazıları:

1. Bursa Kısa Film Yarışması, Kurmaca Dalı, Üçüncülük Ödülü. 2016
21. Nürnberg Türkiye/Almanya Film Festivali, Kısa Film Yarışması, İkincilik Ödülü. 2016
8. Rotary Kısa Film Festivali, Kurmaca Kategorisi, Mansiyon Ödülü. 2016
13. Marmara İletişim Kısa Film Yarışması, İzleyici Ödülü. 2016
1. Çekmeköy Belediyesi Kısa Film Yarışması, İkincilik Ödülü. 2016
2. Karaköy Film Günleri, İzleyici Oylaması, Altın Karınca Ödülü. 5 Ağustos 2016
21. Boston Türk Festivali, 16. Boston Türk Film Festivali, 11. Boston Türk Belgesel ve Kısa Film Yarışması, Kısa Film Dalı, Jüri Özel Ödülü. 2016
11. Crossroads Uluslararası Kısa Film Yarışması, En İyi Yönetmen Ödülü. 2016
11. Crossroads Uluslararası Kısa Film Yarışması, En İyi Kurmaca Film Seyirci Ödülü. 2016
52. Antalya Film Festivali, Ulusal Kısa Film Seçkisi. 2015
8. Sinepark Kısa Film Festivali, Aklımızda Kalanlar Kurmaca Bölümü, Gösterim. 2015
1. Bursa Kısa Film Yarışması, Kurmaca Dalı, Finalist. 2015
3. Altın Defne Film Festivali, Kısa Film Yarışması, Finalist ve Gösterim. 2015
12. Akbank Kısa Film Festivali, Perspektif Bölümü, Gösterim Seçkisi. 2016
1. Antalya Film Günleri, Gösterim Seçkisi. 2016
1. Eskişehir Uluslararası Kısa Film Festivali, Kurmaca Dalı, Yarışma Filmi. 2016
5. Atıf Yılmaz Kısa Film Yarışması, Kurmaca Dalı, Finalist. 2016
1. Dede Korkut Uluslararası Kısa Film Yarışması, Finalist. 2016
1. Tres Court Uluslararası Çok Kısa Filmler Festivali, Türkiye Seçkisi Bölümü, Gösterim Seçkisi. 2016
23. Adana Film Festivali, Ulusal Öğrenci Filmleri Yarışması, Kurmaca Dalı, Finalist. 2016
2. Marmaris Uluslararası Kısa Film Festivali, Kurmaca Dalı, Finalist. 2016
6. KısaKes Film Yarışması, Ünivizyon Türk Kısaları Galaksisi Bölümü, Gösterim. 2016
1. Ankara Üniversitesi Kısa Film Yarışması, Kısa Film Dalı, Finalist. 2016
3. Axtamara Van Film Festivali, Kısa Film Gösterim Seçkisi. 2016
17. İzmir Kısa Film Festivali, Yarışma Dışı Gösterim Seçkisi. 2016
3. Seattle Türk Film Festivali, Kısa Film Yarışması, Finalist ve Gösterim. 2016
10th International Children’s Film Festival, International, Offical Selected, Bangladesh. 2017
10th International Rouyesh Short Film Festival, Offical Selected, Iran. 2017
Children’s International Film Festival, Dubai, Offical Sellection. 2017

             

Ali Küçük

İstanbul doğumlu. Kısa metraj sinema ve reklam yönetmeni. Bazı süreli yayınlarda öykü, şiir ve denemeleriyle yer aldı. Şu an şiir, öykü ve senaryo yazımının yanı sıra İngilizce öğretmenliği yapıyor...

ÖncekiKararsızlık
SonrakiCambaz Düşmek İstiyor