Pençe İzi

Rönesans

Batının en büyük zaferi: Rönesans…

İhtilâllerin, yüzyıl savaşlarının, devrimlerin; ayrı ayrı en nadide taraflarındaki kumaşlardan en önce kendine biçip diktiği gömlek. Çok şık, çok dehşetli bir gömlek: Rönesans!..

Ve tabi sonrasında dünyanın her coğrafyasına ve kültürüne göre model olarak dikeceği, zorla giydirmeye çalışacağı gömlekler; Rönesans’cıklar…

Dünya yüz elli yıldır bazen zorla, bazen de özenerek Batının Rönesans’ını yaşıyor… Onlar gibi yapıyoruz dünyanın geri kalan her yerinde. İhtilâller yapıyoruz, devrimler yapmaya kalkışıyoruz, uzun yıllar birbirimizle savaşıyoruz… Onlar gibi giyiniyor, onların dilini öğrenmeye çalışıyoruz… Koca koca binalar yapıyor, sokaklarımıza zift ve beton döküyoruz. Şu yüz elli yıldır Batının tarihini kendi defterlerimize temize çekiyoruz.

Batılılar bize bakmıyor değil… Bakın alkışlıyorlar da… Bakın bakın nasıl da alkışlıyorlar… “Şimdi sıra sanki birer birer kendi Rönesanslarınızın ilanına geldi,” diyorlar. İşte tam bu noktada kafamız karışıyor… Nasıl ilan edeceğiz Rönesans’ı? Hakikaten onların muasır medeniyetine ulaşabildik mi? Hakikaten Rönesans’a dayandı mı tarihimiz? Saçmalamayalım, tabi ki o gömlek yine bize kısa ve dar gelecek. Çünkü Batıcıların söylemiyle, kısa ve dar görüşlüyüz hâlâ…

Bence artık vazgeçelim bu Rönesans oyunundan… Bizden Batılı falan olmuyor işte. Belli ki olmayacak da… Hem bizim medeniyetimizin kökleri çok daha zengin. Artık oradan bir filiz verelim kendimize… Batılıların değil, kendi tarihimizi defterlerimize temize çekelim artık…

(Rönesans, Karanfil Fanzin, Sayı 19, Mızrap Güleç)

             

Mızrap Güleç

1991 Bayburt doğumlu, İstanbul’da büyüdü. 10 seneden fazla bir süredir şiirle uğraşmakta. Lise öğrenimi sırasında Alıç isimli ilk edebiyat fanzinini çıkardı. Aynı zamanda Hilkat isimli fanzin’in kurucu kadrosu ve yazarları arasında bulundu. 2010 yılından itibaren Sivas’ta geniş yazar ve şair kadrosuna sahip Masal Fanzin’i çıkardı. Masal Fanzin, 6 yıl boyunca çıkmış olan ve hala da çıkmakta olan uzun soluklu bir fanzin. Sivas’ta bazı genç dergi ve fanzinlerin çıkmasına öncülük etmiştir. Lise yıllarında 4 yıl boyunca bilfiil sürekli olarak Sezai Karakoç’un yanına gitmiş, yine daha sonra da uzun yıllar Sezai Karakoç’un yanında bulunmaya devam etmiştir. Lise yıllarında Ramazan aylarında Sezai Karakoç ile beraber yaptığı iftarlar ile ilgili olarak hayatında yediği en güzel meyvenin Sezai Karakoç’tan dinlediği sohbetler olduğunu belirtmekte…

ÖncekiAvoidant
SonrakiKaknüslere Manifesto 2: Biz Kime Benzeriz?