Şiir

Kalanlar

Kıraç bir düzlük bu yaşamak.
Bazen bir masada kalbin tam karşında.
Uzun bir kelebek uçuşu arandaki mesafe.
Asya’dan Amerika’ya, Pasifik boyunca
Hayatın kullanılmamış yerlerini çocuk!
Bölüştürün onlara.
Kalırsa yüreğimize dahil.
Sahici sonları gibi yerli dizilerin,
Yalandan da olsa.
Kuşların uçuşla münasebeti
Yeryüzünü adımlarken ben
Sana çıkan yolları.
Ve sonraları alışırız aşınan dudaklara
Kalbimin etrafına teller çekerim dikenli,
Hudutları olur onun artık, köşeleri.
Kıraç bir düzlük olur kalbim.
Kuşların uçuşuna yasak bölgedir hava sahası.
Sahici acıları gibi insanın,
Bir fotoğraf olursun.
Sosyal adalet dağıtılan şiirlerde
Emperyal bir devlet.
Ben üçüncü dünya ülkesi.

Kıldan ince kılıçtan keskin şairin kalbi!
Hangi kadın üzerinde yürüyebilir ki?

             

İsmail Doğan

Beni tanımıyorsun. Bu yüzden gözlerimin daha önce açılmamış bir zarfın mührü olduğunu, aklım ve kalbim arasındaki o yolun çıkmaz sokak olduğunu bilmiyorsun. Tavizler kulağıma hoş gelen yalanlarım. Edindiğim tecrübeler hakimi ve sanığı olduğun davada salonu dolduran sessiz karanlığım. Beni tanımıyorsun... Koşar adım yürürüyorum ben her yere. Geç kaldığım bir yer felan da yok. Telaş ve korku sinmiş içimdeki duvarlara. Her geceden her sabaha kendimi ben uğurluyorum. Her kapının arkası kadar aynı ve yalnız günlerde, hayatın ortasına bir daire çizip içinde bekliyorum. Seviyorum beklemeyi. Her dakikası bir başka şarkı. Her dakikası bir başka şarklı. Zaaflarımın her biri sırtımta taşıdığım tabutumun çivileri. Günün birinde el değmemiş bir ırmak keşfetmek umuduyla yol alıyorum. O gün geldiğinde tabutuma girmek ve serin sularda kaybolmak istiyorum.. Elbette mutlu son kadar uçarı dileklerim var benim de... "Beni tanımanızı çok isterdim." Eli kalem, kalbini kan tutan bir çocuğun oyuncakları arasında, mevziye dizdiği kurşun askerlerden biriyim sadece. Kendi hayatı önünde diz çökmeye meyyal, gözlerini kapatınca beyninde flaşlar çakan, kendi yazdığı masaldaki umacıyı oynayan bir garibim ben. Kendime açıklama getirip durmaktan yorgunum. Ne Ronaldo kadar sert vurabilirim topa ne de Caravaggio gibi resim yapabilirim. Ama bazı şeyler kafanızda aydınlık kazanacaksa şunları şerh düşeyim. Evet çaya iki şeker atıyorum. Evet birinin bakışlarındaki samimiyeti yakalarsam ayakkabılarıyla dahi olsa gösümdeki kapıdan girmesine izin veriyorum.  Bir söylence kadar asılsız olmak isterdim bu coğrafyada. Ya da gecenin biri olmak. Ve yahut kayıp derili ırkının son temsilcisi... Sahi sözlerim hangi renkti?

ÖncekiWanderlust
SonrakiAhmet Ümit ve 'İstanbul Hatırası'