Şiir

İlteriş

Tesbih tutar gibi sallıyorlar kalemlerini kâğıtlara
Sorsan disiplinler arası bir köprüdür,
Domatesleri firarda olan bu ülke.
Şiirde realizim diyorlar bir de
Enfilasyon, diyalektik, kültür.
Sorsan,
Ya beş çayıdır ya da çaya beş vardır demin adı.
Kılıç kuşanmalıyız İlteriş!
Kuşağı Polo’dan alalım bu pazar,
Yüzde elli artı on artı on indirim.
Ne var canım,
Şunun şurasında çelenksiz olacak cenazemiz.
Bedelli bir hayat bizimkisi
Bedelini taksit taksit her gün doğumunda ödediğimiz.
Ateşle kutsayalım
Arınsın sırtımızdaki yazgının okları
Bana bir bluse patlat!
Dibine kadar soul olsun İlteriş.
Sen akkulana bin ben teltoruya
Görmez göz bakınca
Menzili
Göğün bittiği yer olunca…

             

İsmail Doğan

Beni tanımıyorsun. Bu yüzden gözlerimin daha önce açılmamış bir zarfın mührü olduğunu, aklım ve kalbim arasındaki o yolun çıkmaz sokak olduğunu bilmiyorsun. Tavizler kulağıma hoş gelen yalanlarım. Edindiğim tecrübeler hakimi ve sanığı olduğun davada salonu dolduran sessiz karanlığım. Beni tanımıyorsun... Koşar adım yürürüyorum ben her yere. Geç kaldığım bir yer felan da yok. Telaş ve korku sinmiş içimdeki duvarlara. Her geceden her sabaha kendimi ben uğurluyorum. Her kapının arkası kadar aynı ve yalnız günlerde, hayatın ortasına bir daire çizip içinde bekliyorum. Seviyorum beklemeyi. Her dakikası bir başka şarkı. Her dakikası bir başka şarklı. Zaaflarımın her biri sırtımta taşıdığım tabutumun çivileri. Günün birinde el değmemiş bir ırmak keşfetmek umuduyla yol alıyorum. O gün geldiğinde tabutuma girmek ve serin sularda kaybolmak istiyorum.. Elbette mutlu son kadar uçarı dileklerim var benim de... "Beni tanımanızı çok isterdim." Eli kalem, kalbini kan tutan bir çocuğun oyuncakları arasında, mevziye dizdiği kurşun askerlerden biriyim sadece. Kendi hayatı önünde diz çökmeye meyyal, gözlerini kapatınca beyninde flaşlar çakan, kendi yazdığı masaldaki umacıyı oynayan bir garibim ben. Kendime açıklama getirip durmaktan yorgunum. Ne Ronaldo kadar sert vurabilirim topa ne de Caravaggio gibi resim yapabilirim. Ama bazı şeyler kafanızda aydınlık kazanacaksa şunları şerh düşeyim. Evet çaya iki şeker atıyorum. Evet birinin bakışlarındaki samimiyeti yakalarsam ayakkabılarıyla dahi olsa gösümdeki kapıdan girmesine izin veriyorum.  Bir söylence kadar asılsız olmak isterdim bu coğrafyada. Ya da gecenin biri olmak. Ve yahut kayıp derili ırkının son temsilcisi... Sahi sözlerim hangi renkti?

ÖncekiBoşluğa Düşmek
SonrakiSite - I