Kitap

‘Heba’ – Hasan Ali Toptaş

Hasan Ali Toptaş 15 Ekim 1958 yılında Denizli’nin Çal ilçesinde doğmuştur. Roman, öykü, deneme ve şiirsel metin gibi birçok eseri mevcuttur. Çeşitli ödüller alan Toptaş için kimileri “Doğunun Kafka’sı” demektedir. Eserlerinden biri de 2013 yılında kaleme aldığı Heba adlı romanıdır.

Romanda iki arkadaşın askerdeki maceraları ve askerlik dışındaki kendi hayatlarında geçen olaylar işlenmektedir. Romanın olay örgüsüne baktığınızda her bölüm birbiri ile bağlantılı gözüküyor ve bir yerde koptuğunuz zaman bir sonraki olayı anlayabilmek güçleşiyor. Askerlik anıları tahmini olarak 1978’li yıllarda geçmektedir, günümüz anıları ise 2007 yılları diyebiliriz.

hasan-ali-toptas
Hasan Ali Toptaş

Yazar, romanda dili çok doğal bir şekilde kullanmıştır. Argo ve benzeri kelimeler, kavramlar eserde dikkat çekmektedir. Gündelik hayatlarında insanlar nasılsa, askerler nasıl yaşıyorsa, onları doğal bir şekilde yansıtmaya çalışmıştır. İnsanların haysiyetsiz ve onurlu olanlarını uç karakterler ile belirtmiş, sanki Tanzimat edebiyatı özelliği olan ‘kötüyü en kötü; iyiyi de en iyi’ bir şekilde anlatmıştır. Dedelerimizden veya babalarımızdan bizlere aktarılan ‘gerçek’ askerlik anılarına da yine bu kitapta bolca rastlayabiliriz.

İlk 100 sayfasını okuduğunuzda sizi zorlasa da, roman ilerleyen sayfalarda bu ilk 100 sayfayı usta bir şekilde birleştiriyor ve o zaman ‘işte şimdi oldu, her şey oturdu’ diyebiliyorsunuz. Tabi bu his kitabın en son sayfasına kadar devam ediyor. Hep aklınızın içerisinde; “acaba”, “neden”, “bu nasıl olur”, “aradaki bağlantı ne” gibi soru ve merak içeren cümleler dönüyor. Bu aslında sizin kitaba olan ilginizi ve dinç kalmanızı sağlayan önemli ayrıntıdır diye düşünüyorum. Kitaptan kopmamanızı ve olayları heyecanlı bir şekilde takip etmenizi sağlıyor. Polisiye romanlarda katili bulmaya, tarihi romanlarda surlara çıkıp bayrağı dikmeye çalışıyorsunuz; bu romanda ise insanların karakterlerini ve davranışlarının nedenlerini merak ediyorsunuz.

heba-hasan-ali-toptas
Kitap 2013 yılında İletişim Yayınlarından çıkmıştır.

Kitabın ana fikri olarak ve okuyucuda bıraktığı izlenimler olarak şunlar söylenebilir: Vefalı insanlar karşısında yaptığınız hiçbir yardım, hatta yaptığınızı unuttuğunuz yardımlar dahi karşılıksız kalmıyor. Ne kadar iyi bir insan olmaya çalışırsanız çalışın; fitne, fesat ve iftaraya maruz kaldığınız anda sizi koruyup kollayan, bir elin beş parmağını geçmeyen insanlar kalıyor hayatınızda. Bu bağlamda toplumu değerlendirdiğimizde, insanlar ‘gerçek ve asıldan’ ziyade ‘yalan ve öğrenmeme’ ile uğraşıyorlar. Silsile ile birbirini bağlayan adaletsizlik peyda olmakta ve insanlar kulaktan duyma bilgiler ile kendi adaletlerini kendileri vermeye çalışmaktadır. İşte en önemli kısma geldik! Bir toplumda adalet olmaz ise o toplum yükselemez. Her zaman kan kaybetmeye mahkûmdur. Belki de kitabın adı bu yüzden ‘HEBA’dır. Heba edilen bir toplum, adaletsizlik yüzünden heba edilen bir ülke, heba edilen yaşamlar, heba edilen onur ve haysiyetler…

             

İsmail Yurt

Talebe ..!

ÖncekiŞiirde “Ben”in Amansız Yürüyüşü
SonrakiZeynep Kaçar ile Romanı 'Kabuk' Üzerine: "Aile en çok kadın için bir kapan"