Şiir

Gecenin Kıyısında

Gece vakti kıyısında,
Uğuldar gözlerin denizde.
Soluk alır gökyüzü
Verdiğin içli bir nefesle.
Bir bankta oturuyorum, sahilde
Önümden geçiyorsun iki adım
Rüzgâr dökülüyor saçlarından,
Çok eski bir piyanonun tuşlarına.
Ve hülasa,
Çok eski bir bıçak kıpırdıyor,
Saplı durduğu yürekte.
Gözlerimden geçiyorsun,
Gözlerime bakmadan.
Bir ırmağı mezara gömmek geçiyor içimden,
Medeniyeti yarı yolda bırakmak.
Avucumda yalnız papatya,
Kalbim sıkılmış bir yumruk.
Yeni bir hayat karşılayacak beni,
Başı ve sonu iç içe geçmiş bir masalda
Nabız atışlarım yavaşlayacak.
Günün vakitleri yok olacak.
Söylenmemiş sözler,
Yarım bırakılmış bakışlar kalacak yanımda.
Benim de gözlerim uğuldayacak denizde,
İçli bir nefes vereceğim ardından.
Kıyısında duracağım hayatın korkusuzca.
Gece vakti kıyısında.

             

İsmail Doğan

Beni tanımıyorsun. Bu yüzden gözlerimin daha önce açılmamış bir zarfın mührü olduğunu, aklım ve kalbim arasındaki o yolun çıkmaz sokak olduğunu bilmiyorsun. Tavizler kulağıma hoş gelen yalanlarım. Edindiğim tecrübeler hakimi ve sanığı olduğun davada salonu dolduran sessiz karanlığım. Beni tanımıyorsun... Koşar adım yürürüyorum ben her yere. Geç kaldığım bir yer felan da yok. Telaş ve korku sinmiş içimdeki duvarlara. Her geceden her sabaha kendimi ben uğurluyorum. Her kapının arkası kadar aynı ve yalnız günlerde, hayatın ortasına bir daire çizip içinde bekliyorum. Seviyorum beklemeyi. Her dakikası bir başka şarkı. Her dakikası bir başka şarklı. Zaaflarımın her biri sırtımta taşıdığım tabutumun çivileri. Günün birinde el değmemiş bir ırmak keşfetmek umuduyla yol alıyorum. O gün geldiğinde tabutuma girmek ve serin sularda kaybolmak istiyorum.. Elbette mutlu son kadar uçarı dileklerim var benim de... "Beni tanımanızı çok isterdim." Eli kalem, kalbini kan tutan bir çocuğun oyuncakları arasında, mevziye dizdiği kurşun askerlerden biriyim sadece. Kendi hayatı önünde diz çökmeye meyyal, gözlerini kapatınca beyninde flaşlar çakan, kendi yazdığı masaldaki umacıyı oynayan bir garibim ben. Kendime açıklama getirip durmaktan yorgunum. Ne Ronaldo kadar sert vurabilirim topa ne de Caravaggio gibi resim yapabilirim. Ama bazı şeyler kafanızda aydınlık kazanacaksa şunları şerh düşeyim. Evet çaya iki şeker atıyorum. Evet birinin bakışlarındaki samimiyeti yakalarsam ayakkabılarıyla dahi olsa gösümdeki kapıdan girmesine izin veriyorum.  Bir söylence kadar asılsız olmak isterdim bu coğrafyada. Ya da gecenin biri olmak. Ve yahut kayıp derili ırkının son temsilcisi... Sahi sözlerim hangi renkti?

ÖncekiTırtıl
SonrakiVelhasıl