Pençe İzi

Felsefenin Sonu: Pozitivizm (Bilim)

Neden yeni bir söylem yok? Neden artık yeni bir felsefe filozof yok Batı cephesinde? Yoksa düşünülecek olan her düşünce, sistem düşünüldü mü? Yoksa artık keşfedilecek yeni bir fikir yok mu?

Hayır!

Aslında Sokrates’ten beri her söylem değişik yüz yıllarda farklı filozoflardan tekrar edilmedi mi? Hatta bu tekrarı yaptığı için filozof ilan edilen kişiler olmadı mı? O zaman niye bir tekrar yok? Nerede coşkun Alman filozofları? Nerede aykırı Fransız filozofları? Nerede sanatsal mistisizm içinde yoğrulan Yunan, İtalyan filozofları? Nerede sistemli düşünen Rus filozofları?

Ne yani, temel meselemiz varlık meselesi çözüldü mü?

Yine hayır!

Varlık meselesini hiçbir filozof çözemedi. Çözülemediği gibi, çözmekten de bugün vazgeçildi sanırım.

Peki, niye böyle oldu?

Anlatayım…

Saint Simon’a kadar bir nebze ilerleyen felsefe, Saint Simon’dan sonra gerilemeye başlar. Çünkü Saint Simon, pozitivizmin gerçek anlamda kurucusudur. Ve pozitivizm, bilim felsefesinin gerçek anlamda kurucu kök hücresi oldu.

Auguste Comte, Prodhon, Marx, Descartes, Kant derken Batılılar, bilim felsefesinin felsefesini de bıraktı, ‘bilim’ diye; bilimsel dallar diye yeni kavramlar çıkarttı. Bakın denildi; düşündüğümüzü ortaya koyabilen, üretebilen, pratikte gözle görülür karşılığı olan bir düşünce bulduk: Bilim. Artık ahlaki meseleler unutuldu. Somut söylemlerle soyuta yön verildi. Eskiden bu tam tersiydi.

Bilim herkesi aldattı ve aldatmaya devam ediyor. Descartes akılla ahlakı çözümlemeye çalıştı ama olmadı. Nietzsche bile bir nebze ahlakı, erdemi savunur gibi oldu. O da haklıdan hakkını alan haksızın yanında durdu; yani güçlünün, yani üstün insanın. Keşke gençliğindeki gibi Wagnerci, Schopanerci kalsaydı.

Zerdüşt bulmacasının sonunda keşke Zerdüşt’ün cesedine ulaşmasaydık.

Şimdi bir işaret fişeği olarak dünya şiirinin durmakta olan atar damarlarına selam ederek yazıma son veriyorum. Unutmayalım; mısralar düşüncenin bütün mesafelerine hükmeder.

             

Mızrap Güleç

1991 Bayburt doğumlu, İstanbul’da büyüdü. 10 seneden fazla bir süredir şiirle uğraşmakta. Lise öğrenimi sırasında Alıç isimli ilk edebiyat fanzinini çıkardı. Aynı zamanda Hilkat isimli fanzin’in kurucu kadrosu ve yazarları arasında bulundu. 2010 yılından itibaren Sivas’ta geniş yazar ve şair kadrosuna sahip Masal Fanzin’i çıkardı. Masal Fanzin, 6 yıl boyunca çıkmış olan ve hala da çıkmakta olan uzun soluklu bir fanzin. Sivas’ta bazı genç dergi ve fanzinlerin çıkmasına öncülük etmiştir. Lise yıllarında 4 yıl boyunca bilfiil sürekli olarak Sezai Karakoç’un yanına gitmiş, yine daha sonra da uzun yıllar Sezai Karakoç’un yanında bulunmaya devam etmiştir. Lise yıllarında Ramazan aylarında Sezai Karakoç ile beraber yaptığı iftarlar ile ilgili olarak hayatında yediği en güzel meyvenin Sezai Karakoç’tan dinlediği sohbetler olduğunu belirtmekte…

Varoldukça

24 Ekim 2016

ÖncekiSilik Gözler
SonrakiYarım