İnceleme

Andrei Tarkovsky’nin Polaroid Fotoğrafları Üzerinden Günümüz Fotoğrafçılığı

“İmge hakikatin suretidir.”

Bazı istisnai çalışmaları hariç tutarak bugünün fotoğrafçılığının yaygın temel sorununa dair şu işarette bulunabiliriz: Farklı displinlerden beslenmemek ve (bir bakıma bunun sonucu olarak) şiirsel, felsefi bir bakış ve derinlikten yoksun kareler elde etmek.

Görsel bir bombardıman altında yaşadığımız bu çağda, fotoğrafçılığa dair tek bir algı var; o da ‘güzel’ görmekten ziyade, ‘güzel’ görüneni yakalayabilmek. Güzel bir manzara, güzel bir kadın, güzel bir adam, güzel bir çocuk… Aslında fotoğrafçının hakikatteki mahareti, -estetik olsun veya olmasın fark etmez- çektiği her ‘ne’ ise; onu ince bir bakış açısıyla kavrayıp anlamlandırmakta, hatta belki güzelleştirmekte saklı. Kaldı ki gerek bir film çekiminde, gerekse de herhangi bir fotoğraf çekiminde; kameranın konumlandırılabileceği binlerce noktadan seçilecek ‘o’ tek açı, salt estetik kaygılara bağlı olmamalı…

Öte yandan ‘muhteşem’ kameraların yaygınlaşması, olması gerekenin aksine, içerik kalitesinin artışına değil, her geçen gün düşüşüne sebep oluyor. Yine bu ‘muhteşem’ kameralarla çekilmiş fotoğrafları, içeriği hariç tutup teknik açıdan irdelediğimizde, yine beklenenin aksine sınıfta kalıyor.

Günümüz dünyasında, ışığı temel alan bir fotoğrafçılık yerine, ‘deklanşör fotoğrafçılığı’ adını verebileceğimiz ya da ‘fotoğraftan’ ziyade birtakım bilgisayar yazılımlarının oluşturduğu -aslında grafik ya da manipülasyon olarak adlandırılması gereken- görsellere maruz kalıyoruz. Oysa fotoğrafın temeli ışıktır ve fotoğrafı kameradan önce çeken gözdür…

Auteur yönetmen Andrei Tarkovsky, sinemanın gelmiş geçmiş en büyük yönetmenlerinden biri kabul edilmektedir. Şiirsel sinemanın önde gelen isimlerinden Tarkovsky, birçok önemli sinemacıya da yapıtlarıyla ilham kaynağı olmuştur. Nuri Bilge Ceylan, Zeki Demirkubuz gibi ülkemizden pek çok başarılı sinema insanını, buna örnek vermemiz mümkün.

Andrei Tarkovsky’nin 1979-1984 yılları arasına ait polaroid fotoğraf çalışmaları; elinde bugünün teknolojisini taşıyan ve buna rağmen hâlâ ihtiyar adam, teldeki kuş, sümüklü çocuk, soyunmuş kadın fotoğrafçılığından öteye geçemeyen çoğu fotoğrafçıya ders niteliğinde.

Birçok usta yönetmen gibi edebiyat ve felsefe ile iç içe olan Tarkovsky’nin, kişisel dünyasını yansıttığı bu çalışmalar, onun sinematografisinden de izler taşıyor. Öyle ki, bazı fotoğrafları izlediğimizde; Stalker‘dan, Nostalgia’dan veya The Mirror‘dan bir sahne veya bir kesitmiş hissine kapılıyoruz. Zira Tarkovsky, sinemasındaki gibi bu fotoğraflarda da; insanın, doğanın ve gerçeğin çekiciliğini yansıtıyor, izleyiciyi şiirsel bir yolculuğa çıkarıyor…


*Fotoğraflar AnOther Mag‘den derlenmiştir.

             

Ali Küçük

İstanbul doğumlu. Kısa metraj sinema ve reklam yönetmeni. Bazı süreli yayınlarda öykü, şiir ve denemeleriyle yer aldı. Şu an şiir, öykü ve senaryo yazımının yanı sıra İngilizce öğretmenliği yapıyor...

Önceki"İnkâr ettiğimiz duygularımızla yüzleşmek için "Sem" bir adım olsun istedim"
SonrakiGeç Kalan Mektup